2017 | Ekonomi,Altın fiyatları,Borsa,Ekonomi haberleri,Forex,dolar,euro,Petrol,altınpiyasa,piyasalar,çeyrek altın,yakıt fiyatları - Part 2
Yeni Sayfa 1

En Az Yakan Arabalar  

  Hisse Senedi Onerileri

Ufo Enerji Maliyeti

Altin Yukselecek mi?

Facebook Sayfası

Apartments for sale in Turkey karın estetiği online film izle


Araplar Trabzon Zigana da

27 Nisan 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Gümüşhane trabzon arasına Araplar yatırım hazırlığında  çift tüp 14,5 kilometre olarak inşa edilen Zigana tünelinin dünyanın en uzun ikinci, Avrupa’nın ise en uzun tüneli olacağını ifade ederek tünel tamamlandığında Gümüşhane il merkezi ile Trabzon arası ulaşım süresinin 40 dakikaya ineceğine belirtti.

Arap iş adamı Dr. Tarık Al-İbrahim Al-Ghamdi Zigana Kayak Merkezi’nin bulunduğu turizm alanında otel ve birtakım dinlenme tesisleri, organik ürünlerin yetiştirileceği yerler yapmak istiyor.

24 views

Xiaomi Mi 6 rekor kıracak

20 Nisan 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Çinli telefon üreticisi Xiaomi yeni amiral gemisi Mi 6 ürününü samsung ve apple kafa tuta özelliklere sahip ve fiyatı 1300 tl gibi yarı fiyatlarından satılıyor.Xiaomi 6 kullanışlı saglam çelikten üretilmiş hızı ile hiç bir fark bulunmuyor.Kısa sürede İlk 3 e giren firma dünyanın en iyisi olma yarışında

Cihaz son derece sade bir tasarıma sahip ama hatları oldukça şık görünüyor

Telefonun yan çerçeveleri tamamen çelikten üretilmiş

Telefonun parmak izi okuma sensörü home tuşunun altına gömülmüş

8 çekirdekli işlemci 4×2.45 GHz Kryo ve 4×1.9 GHz Kryo saat hızlarında işliyor

Xiaomi Mi 6, grafik tarafında Adreno 540 arabirimi kullanıyor

1920 X 1080 HD çözünürlüğün yanı sıra 428 ppi piksel sıklığına sahip olan telefonda 16 milyon renk ve IPS desteği de mevcut

ekran uzunluğunda ise Samsung’un gerisinde, 5.15 inç

Telefonun en şaşırtıcı taraflarından biri ise 2X2 dual Wi-Fi

ön kamera 8 megapiksel değerine ve 2K sensörlere sahip.

Arkadaki iki kamera ise 12 Megapiksel

Telefonda Type C giriş ve hızlı şarj olanağı da var. Batarya ise 3350 mAh gücünde

64 GB fiyatı 2449 Yen yani yaklaşık 1300 TL, 128 GB ise 2889 Yen yani 1500 lira. Seramik renk isteyenler ise 100 Yen yani yaklaşık 50 lira fark ödemek zorunda

30 views

Telefonlara Milli Servet Gidiyor

02 Nisan 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Türkiyede Her ay 1 milyon civarında Akılı telefon satılıyor.3-4 yıl kullanarak cöplerde yerini alan telefonlara milli servet harcıyoruz.UZakdogu da Üretilen telefonların maliyeti 100-150 dolar maksimum degere üretilirken 650-800 dolar arasında ülkemizde satılıyor.İthal telefonlara Ödenen Para miktarı ,Kredi çekenler,Taksitle alanlar Türk ekonomisine darbe vuruyor.Türkiye’de geçen yıl 12,5 milyon akıllı telefon satılırken, bu yılın iki aylık döneminde ise satış miktarı 1,9 milyona ulaştı.

Telefon tercihleri ni 4,5 g uyumlu ve 5 ekran üstü oluşturuyor.Dünyada Samsung un 1.apple2.huawei 3. sırada

Dünya telefon satışları 2016 yılında 343 milyonu buldu.Türkiye’de, 2000-2015 arasında ithal edilen cep telefonu için ödenen 23,4 milyar dolar,  Nükleer Santrali yatırım tutarını aştı.3-4 dev şirketimizin degerini 3-4 yıl kullanarak attıgımız telefonlara milli servet veriyoruz…

 

 

 

 

 

 

Yıl İthalat miktarı (adet) İthalat tutarı (dolar) İhracat miktarı (adet) İhracat tutarı

(dolar)

En çok ithalat yapılan ülke
2000 7.631.990 1.042.955.864 218.512 17.574.984 Finlandiya
2001 2.436.824 280.059.215 382.195 22.128.524 İngiltere
2002 4.044.800 407.045.061 258.205 12.753.262 Almanya
2003 5.238.512 554.432.641 49.847 2.464.956 Macaristan
2004 7.547.091 952.142.400 11.906 2.159.624 Macaristan
2005 9.005.560 1.070.718.438 34.605 3.022.124 Macaristan
2006 13.143.061 1.347.543.030 29.023 1.470.098 Macaristan
2007 15.811.936 1.722.947.822 76.356 8.326.439 Macaristan
2008 14.522.515 1.436.499.289 154.519 16.575.418 Çin
2009 10.990.347 1.071.251.602 91.482 10.116.100 Çin
2010 12.145.459 1.302.168.643 185.223 18.801.651 Macaristan
2011 14.308.793 1.744.300.027 130.339 18.751.820 Çin
2012 10.627.991 1.716.495.316 148.343 29.488.925 Çin
2013 12.199.623 2.690.012.661 195.195 34.673.794 Çin
2014 12.546.529 2.996.943.234 421.298 22.520.855 Çin
2015 13.581.718 3.136.596.614 518.544 30.708.760 Çin
TOPLAM 165.782.749 23.472.111.857 2.905.592

 

 

 

 

Cep telefonu ihracatından gelir 2015 yılında  31 milyon dolar dı yüzde 127 artarak geçen yıl 69 milyon 663 bin dolar oldu. Sihraç edilen cep telefonlarının ortalama tutarı da yüzde 33’lük artışla 60 dolardan 80 dolara yükseldi.

 ihracat gelirinin yüzde 90’ı Vietnam, Hollanda, Güney Kore, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Çin’e satılan telefonlardan elde edildi. Türkiye, 2016’da Vietnam’a 18 milyon 871 bin dolar, Hollanda’ya 16 milyon 418 bin dolar, Güney Kore’ye 14 milyon 794 bin dolar, BAE’ye 7 milyon 326 bin dolar ve Çin’e 4 milyon 858 bin dolarlık cep telefonu ihraç etti.

15 views

Sahte Pirinç e Dikkat

01 Nisan 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Çinliler Pirinçe El attılar,Sahte pirinç yapıp kar a dönüştüren çinliler halk saglıgıyla oynuyor.Bir çok ülkeye bu ürünleri ihraç eden Çin Türkiyeye ihracata başlaömadıgı belirtiliyor.Koku sorunu olmayan gerçek pirinçle karıştırarak ta satmayı hedefliyorlar.

1.)Sahte pirinçlerin içine pirinç nişastası reçine gibi sentetik maddelerle bir araya getirerek (plastik maddeler) katılıyor.

2.)pirinci suya bırakmaktır. Gerçek pirinçler şişip suyun dibine batarken, sahte pirinçler yani plastikler suyun üzerinde yüzer hale gelecektir.

3.)Bir yemek kaşığı pirinci havanla ezin, eğer bembeyaz bir toz ortaya çıkıyorsa pirinç sahte değildir. Ancak sarı renkte bir toz bırakıyorsa bu pirincin sahte olduğu anlamına gelmektedir.

4.)Normal kalitede bir pirinç, bu tür şartlarda mutlaka küflenir.Sahte pirinç Küflenmiyor.

5.)Biraz pirinci çakmak ya da kibritle yakmayı deneyin. Eğer birden alev alırsa, bilin ki sahtedir.

video

http://www.ahaber.com.tr/webtv/dunya/plastikten-sahte-pirinc-yapiyorlar

37 views

ingiltere Petrol Buldu

28 Mart 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Kuzey denizinde arama yapan İngiliz Şirketlerinden Hurricane, Kuzey Denizi açıklarında  Shetland adalarının 97 km batısında  1 milyar varillik rezerv buldu.Piyasa degeri olarak 50-60 milyar dolar gelir anlamına geliyor.

Dünya Petrol rezervi petrol rezervlerine göre 48,8 yıl ,1567 milyar varil 1568 milyar varile yükseldi. Türkiye’nin 1 milyar 30 milyon ton petrol rezervi var. Bunun sadece 183.5 milyon tonluk bölümü üretilebilir seviyede. Rezervin yüzde 76’sı tüketildi.

1-Venezuela 296.5 milyar varil.
2-Suudi Arabistan 264.6 milyar varil.
3- Kanada 175.2 milyar varil.
4- İran 150.6 milyar varil.
5- Irak 143.5 milyar varil.
6- Meksika 139.02 milyar varil.
7- Kuveyt 104 milyar varil.
8- Birleşik Arap Emirlikleri 97.8 milyar varil.
9- Rusya 74.0 milyar varil.
10- Libya 47 milyar varil.
11- Nijerya 37.2 milyar varil.
12- Kazakistan 30 milyar varil.
13- Katar 25.41 milyar varil.
14- Çin 20.35 milyar varil.
15- ABD 19.12 milyar varil.
16- Brezilya 14.24 milyar varil.
17- Azerbaycan 14 milyar varil.
18- Angola 13.5 milyar varil.
19- Hindistan 9 milyar varil.
20- Sudan 6.8 milyar varil.

 

 

16 views

Fındık Fiyatları Düştü

26 Mart 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin açıklamalarından sonra artışa geçerek 10 lirayı aşan fındık fiyatı 9,50 tl ye geriledi.Piyasada Fındık içi fiyatı 40 tl ye yakın satılmasına rağmen üretici istediği parayı kazanamıyor. çıkışa geçen fakat kademeli olarak yeniden düşüşe geçen fındık fiyatları üreticileri mutsuz ediyor. Mart ayı başında yaşanan azalış ardından 10 lira seviyelerine kadar çıkan fındık fiyatı, yeniden 9 lira 50 kuruşa düştü..üreticilerimizin serbest piyasaya bir inancı kalmadı. Üreticilerimiz serbest piyasanın ihracatçıların müdahelesi gerçekleşiyor üretici serbest piyasaya güvenmiyor. Ellerindeki ürünlerini de bu fiyatlara pazara götürmüyor.

11 views

Rotschild ailesi Kimdir

21 Mart 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Uluslararası finans da Rotschild kadar zengin ve  etkili olduğu düşünülen aile yoktur. Tüm Dünya Yöneticilerini Devlet Başkanlarını Kullanabilecek Güçleri vardır.Savaşlara Sponsor olmuş Birçok Suikastte aprmakları oldugu Söylenir.

Frankfurtlu bir tüccar olan Anselm Moses Bauer, o dönemlerde rehincilik, tefecilik, antikacılıkyapıyordu Yahudilerin ,toplum içinde meslek bakımından kısıtlamalar vardı.

Mayer Amschel (Rotschild) ise, bu aileyi bir topluluk haline getirerek fark yaratmıştır. Salgın bir hastalık yüzünden tüm ailesini kaybeden Mayer Amschel, 13 yaşından beri tek başına yaşar.. Bir bankada işe başlayarak hızlı yükselir.

Beş oğlu  vardır.Rotschild, ‘kızıl kalkan’ anlamına gelir.

Avrupada o dönem, savaşlarda kiralık askerler çok yaygındır. Prens 4. Wilhelm’in  ülkeden kaçtı ve kaçarken o dönem tam $ 3.000.000 parayı ona emanet etti.

Prens’in bıraktığı $ 3.000.000, Amschel tarafından çocuklarına paylaştırılmıştır. Kızlarına ise az bir miktarını vermiştir. Kendisi, kadın erkek eşitlği düşüncesine sahip olmayan birisiydi, kadınların tek misyonu politik evlilikler yapmaktı, ilerleyen dönemde ise ‘aile için evlilik’, ailenin sermayesini ve gizliliğini korumak adına sık sık gerçekleşecekti.

Amschel Mayer Rotschild, oğullarını Avrupanın beş büyük başkentine gönderdi.

Rotschild ailesinin kuralları şu şekildedir,

1-) Ailenin en büyük erkeği servetin ve ailenin lideri olacaktır.

2-) Kuzenler arası evlilik. Aile servetinin dışarı çıkmaması için ön koşuldur.

3-) Aile servetinin gizli tutulması ve bölünmemesi. Onun için bu aileyi 500 zengin listesinde asla göremezsiniz.

4-) Aile içi ortaklıklar kurulmuş ve bu ortaklıklar M.A. Rothschıld and sons çatısı altında toplanmış ve Londra’dadır.

Tek dünya devleti felsefesine paralel bir ‘Milletler Cemiyeti’ düşüncesi oluşuyordu. Rotschild ailesi bu fikri çok beğenmişti, ‘bir dünya devletinin’ kaçınılmaz olduğunu düşünüyorlardı.

Savaşları finanse etmek, şüphesiz yalnızca ‘korkunç bir sermaye’ ile mümkündür. Rotschild ailesinde ise bu kudret vardı, henüz Prens’in efendisiyken Avrupa asker kiralama piyasasını çok iyi öğrenen aile, ülkeler arasındaki ilişkileri sıkı bir şekilde takip etti, bazense yönlendirdi.

Rotschild tarafından finanse edildiği iddia edilen savaşlar şu şekildedir;

Napoleon ile İngiltere arasındaki Waterloo Savaşı’nda iki taraf da yüksek faizle finanse edildi.

Kırım Savaşı için Osmanlı’ya 600.000 sterlin verildi. (Aynı zamanda Osmanlı’ya dış borç veren ilk aile)

Adolf Hitler’in güçlenmesi ve silanlanmasına yardım edildi.

1918 Bolşevik İhtilali sonrasında Çar’ın idamının ardından isyancılarla ilk görüşme yapılarak, Hazar petrolleri için anlaşma yapıldı.

Rus-Japon Savaşı için zemin hazırlandı, o dönem bir gazeteci şöyle yazıyordu, ‘Rusya savaşmak istemiyor, Japonya da savaşmak istemiyor. Öyleyse neden bu savaş gerçekleşiyor?’

Afrika’da birçok savaş ve devrim sonucunda bir milyon kişi hayatını kaybetmiştir, bu yaşananların arkasındaki en önemli sebep yeraltı zenginliğidir. Rotschild ailesinin, dünyadaki yer altı kaynaklarının % 40’ına sahip olduğu iddia ediliyor
İngiltere-Prusya ittifakı ile Fransa arasında gerçekleşen Waterloo Savaşı’nda iki tarafın da yüksek faizlee Rotschild tarafından finanse edildi savaşın bir başka özelliği de ailenin insanları yanlış yönlendirerek borsa üzerinden inanılmaz bir kar elde etmesidir.

O dönemde, savaşları takip etme imtiyazı Yahudilere verilmiştir, Rotschildler ise, Avrupanın beş büyük kentinde ciddi bir nüfuz edindiği için iletişimleri kolay olmaktadır.

Rotschild’ı takip edenler ters köşe oluyor

Borsada Waterloo Savaşı esnasında, büyük spekülatörler Rotschild’lerin hareketlerini takip etmektedirler. Bunun bilincinde olan aile, ellerindeki tüm hisseleri satmaya başlar. Bu da, savaşı Napoleon’un kazandığına yorulur ve herkes tüm hisselerini satar, bu esnada hisse fiyatları da dibe inmektedir.

Rotschild, el altından düşük fiyatlı tüm hisseleri toplar, savaşı İngiltere kazanmıştır. Ellerindeki kağıtların değeri, kat be kat yukarı çıkacaktır.
Prens’ten kalan 3 milyon dolar, günümüzde nasıl ‘trilyon dolar’lara ulaştı?

Ailenin servetini ciddi biçimde artıran, ‘borsa oyunu’nun arkasındaki kişi Nathan Rotschild, aile servetini 5 yılda 3 milyon dolardan 7 milyar dolara çıkarmıştır. Bundan dolayı bir finansal deha kabul edilir.

Sonraki dönemlerde de yüksek faizli borçlar, her başkentteki yapılanma sebebiyle değişen olaylara göre yapılan ticaretler serveti artırarak götürmüştür.

Toplam servet, 1937’de ABD GSMH’sinin 2 katı

1937 yılında ABD başkanı Roosevelt’in mağlubiyetiyle borsadan yine ciddi anlamda para kazanmış ailenin serveti 500 milyar dolara, yani ABD toplam GSMH’sinin 2 katına çıkmıştır.

Günümüzde ise tahminler 3 trilyon dolar civarındadır.

68 views

Dünyada Lpg Fiyatları

21 Mart 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Türkiyede Araçların Yaklaşık 4,5 milyon araç lpg kullanıyor Türkiye Lpg Fiyatında Vergiden Dolayı En pahalı ilk 3 ülkeden biri Nisan 2017 verileri baz alınmıştır.En pahalı yunanistanda 0,90 dolar Türkiyede 0,87 dolar Türkmenistan Azerbaycan vs..0.20 dolar en ucuz Cezayirde 0,08 Dolar (30 kuruş) Türkiyenin 10/1 fiyatına Avrupa ülkelerinde 0,65-090 dolar arasından satılmakta

29 views

Dünyada Benzin Fiyatları

21 Mart 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Dünya ülkeleri Nisan 2017 Benzin Fiyatları Benzin fiyatları Venezuela da 0,01 dolar daha sonra  0,24 dolarla Suudi Arabistanda Hongkong ve Norveç gibi Dünyanın en pahalı şehirlerinde 1,90 dolardan satılıyor.Türkiye En pahalı Ülkelerden ilk 3 ten 25 lere geriledi dolar fiyatı 3 tl den 3,63 lere çıkmasıyla Fiyat iç piyasada 5,40 seviyelerinde bulunmaya devam ederken (1,80 dolardan -1,50 dolar seviyesine geriledi.

Liste Aşagıda

54 views

Dünya Ekonomisi Patronu Rockefeller Öldü

20 Mart 2017 Yazan  
Kategori EKONOMİ

Dünya Ekonomisinin Patronlarından 2 Haziran 1915’te doğumlu Amerikalı bankacı, iş adamı David Rockefeller, “Dünya imparatorluğu” ve “Yeni dünya düzeni” gibi söylemleriyle dikkat çekmiş ve tepki toplamıştı.Dünya ekonomisinde oldukça nüfuzlu bir isim olarak görülen ve Amerikan kapitalizmiyle özdeşlemiş şahıslardan olan kronik kalp yetmezliğinden öldü

Rockefeller ailesinin üyelerinden olan Rockefeller, Amerikan İç Savaşı’nda savaş gelirleriyle kalkınmış olan ve Standard Oil Company şirketinin kurucusu John D. Rockefeller’in büyük oğluydu.

David Rockefeller

Atatürk yüzünden, planlarımızı yarım yüzyıl ertelemek zorunda kaldık.

https://tr.linkedin.com/pulse/david-rockefeller-atat%C3%BCrk-y%C3%BCz%C3%BCnden-planlarimizi-yarim-demir

Adnan Menderes gelmişti. Aslında Menderes bizimle başta gayet güzel bir diyalog kurmuştu. Bizden seçimde aldığı destek karşılığında, Marshall yardımı adı altında devamlı borç alıyor ve ülkesinde yatırımlar yaparak sanayi yapısını geliştiriyordu. Fakat o kadar plansız ve programsız harcama yapıyordu ki ödeme günleri geldiğinde, bizden, borç ödemek için tekrar tekrar borç istemeye başladı. Biz de kendisinden ülkesini yabancı sermayeye açmasını ve bizim şirketlerimize özel imtiyazlar tanımasını, diğer bir deyişle Osmanlı İmparatorluğu’na dayatılan kapitülasyonlar benzeri şeyler talep ettik Menderes bize bunu hiçbir zaman kabul etmeyeceğini söyledi ve bizden uzaklaşmaya başladı. 

Ülke insanı ilk defa asfalt yollarla tanışıyor, fabrikalar arka arkaya dikiliyordu. Ülkenin çoğunluğu Müslüman olduğu için ülkenin her yerine camiler yaptırıyordu. Menderes bu şartlarda iktidarda ki yerini uzunca bir süre için, sağlamlaştırdığını sanıyordu. Bir darbe ile bu işe bir son verildi ve sonunun öyle bitmesini istemediğimiz halde, çalışma arkadaşlarıyla beraber idam edildi. Sadece Celal Bayar kurtuldu, çünkü bir masondu ve yakın arkadaşı Papa Roncalli ya da diğer adıyla 23. John, Vatikan’ın baskısıyla onu idamdan kurtardı.

 

1980 DARBESİ BİZİM İSTEKLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA YAPILDI

Aynı ülkede gerçekleşen 1980 darbesi de bizim isteklerimiz doğrultusunda yapıldı. O zamanlar ülkede bir solcular, bir sağcılar iktidara geliyor ve bizim isteklerimiz doğrultusunda ülke ekonomisini yönlendiriyorlardı. Fakat Amerika ve Avrupa’da gelişmiş ülkelerin piyasaları doyuma ulaşmışlar ve biz yeteri kadar mal satamaz olmuştuk. Bunun üzerine diğer az gelişmiş ülkelere uyguladığımız planı onları da uygulamak istedik ve serbest piyasa ekonomisine geçmelerini ve ithalatın serbest bırakılmasını talep ettik. Bu istediğimizi kabul etmiş görünüyorlar, fakat işi uzatıyorlardı.

 

BİNLERCE TÜRK GENCİ UYDURMA İDEOJİLER UĞRUNA CAN VERDİ

En sonunda bu ikilem yine bildiğimiz yollarla, Ordo Ab Chaos ile çözüldü. Yani önce kaos, sonra düzen. Provokatörlerimiz aracılığıyla sağ ve sol ideoloji kavgaları başlatıldı. Aslında başında onay vermiş gibi göründüğümüz Kıbrıs Savaşı’ndan sonra ülkeye uygulanan ambargo sayesinde halk canından bezmiş, ülkede yağ ve tuz bile bulunamaz olmuştu. Karaborsacılar zenginleşirken halk iyice sefalete düşmüştü. Ülkeye gönderilen provokatörlerimiz için bu halkı kışkırtmak hiç zor olmadı. Ülke halkı sağcı ve solcu olarak iyiye bölündü ve çatışmaya başladılar. Olaylar öyle bir dereceye geldi ki, hergün elli-altmış kişi sokak çatışmalarında ölmeye başlamıştı. Bütün ülke terör korkusu altında eziliyordu. İnsanlar akşamları sokağa çıkamaz olmuştu. Her an bir serseri kurşuna hedef olmak vardı. Binlerce Türk genci uydurma ideolojiler uğruna can vermişti. 

Hükümetler birbiri arkasına iktidara geliyor fakat olayları önleyemiyorlardı. Sonra darbe geldi ve bütün olaylar bıçak gibi kesiliverdi. Zavallı ülke halkı bu sözde başarıyı darbenin bir neticesi olarak gördüler. Çünkü nihayet terörizm sona ermiş, ülkeye huzur gelmişti. Aslında provokatörlerin görevi bitmiş, sahneden çekilmişlerdi. Burada oynanan oyun, halkı umutsuz ve çaresiz bir duruma düşürmek ve onlara bir “kurtarıcı” sunmaktır; ondan sonra bu kurtarıcı ne yaparsan yapsın hemen kabullenecektir.

 

ÖZAL, İSTEKLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA KAPILARI SONUNA KADAR AÇTI

Askeri hükümet bir süre devlet yöneticiliği yaptı ve bizim belirlediğimiz bir kişiye yönetimi devretti. Bu Turgut Özal’dı. Özal, tam da bizim isteklerimiz doğrultusunda ülkenin kapılarını bize sonuna kadar açtı. Bizim şirketlerimiz bu bakir piyasaya kurtlar gibi saldırdılar. İlk önceleri fiyatları çok düşük tutarak yerli sanayinin rekabet gücünü düşürdüler. Ülke artık Amerikan ve Avrupa yapımı mallarla dolmuştu. Sanayi şirketlerimiz stoklarını eritirken finans şirketlerimiz de ülkeyi artan ithalatı karşılayabilmeleri için yüksek faizlerle borç yatağına sürüklüyorlardı. Böylece, gelişmekte olan ülkeler olarak adlandırdığımız bu ülkelerin hemen hemen hepsinde uygulanan ve 80’li yıllarda başlatılan bu proje ile, bütün ülkeler, hem bizlerden aldıkları mallarla sanayi şirketlerimizi zenginleştirmeye devam ediyorlar, hem de bu malların karşılığı olan ödemelerini yapabilmek için bizim finans şirketlerimizden aldıkları yüksek faizli kredilerle, her sene artan bir borç batağına sürükleniyorlar.

 

TÜRKİYE’DE PARA İTİBAR GÖRDÜ, ARKADAŞ, DOST, AİLE GİBİ KAVRAMLAR UNUTULDU

Bu arada, Özal bütün bunların yapılabilmesi için gereken kanunları yavaş yavaş çıkarmıştı. Bu ülke vahşi kapitalist sistemle o kadar çabuk uyum sağladı ki, bizim bile düşünemediğimiz hayali ihracat gibi vurgun yöntemleri keşfettiler. İnsanlar artık en kısa ve en kolay yönden servet yapmanın peşine düştüler. Rüşvet, devlet bankalarının çeşitli entrikalarla soyulmaları, banker skandalları birkaç örnek. Arkadaş, dost, aile gibi kavramlar unutuldu ve sadece parası olanlar itibar görmeye başladı. Bu arada, yerli sanayi can çekişiyor, küçük işletmelerden başlayarak yavaş yavaş büyük işletmelere doğru bir iflas dalgası yayılıyordu. Devlet işletmeleri ise bizim istediğimiz yöneticilerin atanmaları sağlanarak zarar ettiriliyordu. Sonunda bu işletmeler ya kapatılıyor, ya da özelleştirme hikayesiyle, ucuz fiyatlarla şirketlerimiz tarafından ele geçiriliyordu.

 

“KÜRT DEVLETİ PROJESİNİ” HAYATA GEÇİRMEK İÇİN ÖNCE ÖRGÜT YARATTIK

Beyni yıkandığı için temiz hayallerle işe başlayan Özal, sonunda bu sistemin gerçeklerini görerek kendisini de kapitalizmin çarklarına kaptırdı. Ailesini ve yakın çevresini zengin etmeye başladı. Öyle bir duruma geldiler ki Özal’ın çevresinde prens ve prensesler ortaya çıkmaya başlamış, biz ülke monarşizme dönüyor diyerek kaygılanmaya başlamıştık. Aslında tam bir komedi oynanıyormuş. Her neyse, ülke insanının tepkisini ölçmek için kendisinden Kürt devleti fikirlerinden bahsetmesini istedik. Fakat bu düşünceler kendisine pahalıya maloldu. Biz de Kürt devleti projemizi hayata geçirmek için *** denilen bir örgüt yaratıldı. Bu örgütle uğraşmak ülke ekonomisine çok büyük zarar verdi ve şu anda koskoca Osmanlı İmparatorluğu’ndan geriye kalan bir avuç toprakta varlığını sürdüren Türkiye, bizim hiçbir istediğimiz geri çevirecek durumda değil. Sanırım yakın gelecekte topraklarından biraz daha, bir süre sonra da bizim için hala geçerli olan Sevr Antlaşması uyarınca hemen hemen tamamından fedakarlık etmek zorunda kalacak.

 

TÜRKİYE BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ… SU KAYNAKLARININ ÖNEMLİ BİR KISMI BURADA

Rockefeller de sözü devralarak başlıyor;

Türkiye hakkında biraz daha durmak istiyorum; çünkü dünyadaki en stratejik konumdaki ülkedir ve bizim için çok önemlidir. Nedenlerine gelince:

Bir kere Büyük İsrail Devleti topraklarının su kaynaklarının önemli bir kısmı şu anda Türkiye’ye aittir.

İkincisi, Müslüman ve demokratik bir ülke olarak bu konuda öncü bir ülkedir. İslamiyeti yıkmak istiyorsak önce Türkiye’den başlamalıyız.

Üçüncüsü, Avrupa ve Asya arasında bir köprü durumdadır. Maden, petrol, doğalgaz gibi zengin yer altı kaynaklarına sahip Ortadoğu ve Kafkasya’ya hakim olmak istiyorsak bu ülke elimizin içinde olmalıdır. Ortadoğu hemen hemen elimizde sayılır. Kafkasya ve Orta Asya’daki diğer Türk devletleri de yakında darbelerle kargaşaya boğulacaklar ve avucumuzun içine düşecekler. Bu Türkler aslında birleşip bir araya gelseler karşılarında hiçbir güç duramaz. Bu yüzden böyle bir olasılığa karşı, ajanlarımız her an tetikte bekliyorlar. Türk devletlerinde kilit mevkilerdeki adamlarımız, aralarında en ufak bir yakınlaşma sezdiklerinde hemen istikrarı bozacak olaylar ve darbelerle bunu önlüyorlar.

 

EN ÖNEMLİSİ, TÜRKLER MEDENİYETİN BEŞİĞİDİR VE KÖKENLERİ SÜMERLERE KADAR DAYANIR

Dördüncüsü, ülke bor madenleri bakımından dünyanın en zengin ülkesidir ve bu maden dünyada yakın bir gelecekte, petrolden bile daha önemli bir hale gelecek.

Beşincisi ve belki de en önemli olanı Türkler medeniyetin beşiğidir. Türkler, Milattan Önce 4.000’lerde Orta Asya’da yaşayan büyük bir felaketten sonra yaşadıkları yerleri terk edip, Mezopotamya’ya ve Rusya üzerinden Avrupa’ya gelen Aryanlar, yani dünyadaki en medeni olarak kabul ettiğimiz Ari Irk’tandırlar ve Avrupa’daki Finliler, Macarlar gibi bazı uluslar Türk kökenlidir. Ayrıca Anadolu’da büyük uygarlıklar kuran Hititler ve Asurlular’ın da Türk kökenli olma ihtimali yüksektir.

Milattan Önce 3.500 yıllarında Mezopotamya’da yaşamış olan Sümerler ilk yazıyı bulan, toplumda adaleti sağlamak için ilk yasaları çıkaran ve mahkemeleri kuran, ilk para kullanan ve vergi toplaya, ilk okul açan ve tekerleği bulan ulustur: yani dünya medeniyetinin başlangıç noktasıdır ve soyları tarihçilerimizin araştırmalarına göre Türk kökenli insanlardır. Çünkü Sümerler o bölgenin yerli halkı değildirler; yani göçebedirler ve tarihçilerimizin araştırmalarına göre “kız” manasına gelen “kır” kelimesi, “öküz” manasına gelen “ökür” kelimesi gibi bugüne kadar çözülebilen 1000 civarında Sümerce kelime ve “Ayağını yere sıkı bas, Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır, Sel gibi silip süpürmek, Yağ gibi erimek” gibi yüzlerce atasözü bugün Türkçe’de kullanılmaktadır. Sümerlerin Ay Tanrısı’nın simgesi olan “Yarımay”, bugün Türk bayrağında kullanılmaktadır. Roma ve Yunan medeniyetleri Sümerlerden oldukça fazla faydalanmışlardır; mesela yapılarındaki süslemeleri ve Tanrıları Sümer tapınaklarından gelir.

Fakat biz bunu örtbas etmek için, Milattan Önce 2.000 yıllarında, yani Sümerlerden 1.500 yıl sonra başlamış olmasına ve Yunan medeniyetini, dünyadaki ilk medeniyet olarak dünyaya tanıttık. Daha da ilginç olanı, Yunanlılardan önce Mısır Medeniyeti başlamıştır; ama onlar da ancak Sümerlerden 1000 sene sonra piramitlerini yapabilecek uygarlık düzeyine gelebilmişlerdir. Mayalar ve İknalar; Sümerlerden 2000 sene sonra ziguratlarını aynı biçimde yapmışlardır.

 

MEDENİYETİN BEŞİĞİ OLARAK TÜRKLERİ KABUL EDEMEZDİK, BU MİRASA EL KOYMALIYDIK

Medeniyetin beşiği olarak Türkleri kabul edemezdik; tam aksine binbir entrika ile bu kültür miraslarına el koyarak biz onları bütün dünyaya barbar, hak hukuk tanımayan bir toplum olarak tanıttık ve bunda da oldukça başarılı olduk. Sümer Kralları Urukagina ve Urnammu, çok tanrılı bir toplum kurarak, insanlar arasında adaleti sağlamak ve haksızlıkları önlemek için yasalar çıkararak, çağımız toplumlarına öncü olurlarken, bugün tek tanrılı bir toplum olan Türkiye’de bizim çalışmalarımız sonucu, fuhuş, rüşvet, hırsızlık, haksız kazanç ve gelir dağılımı aşırı düzeylerdir.

Aslında insanlar tarih kitaplarını açıp okusalar, bütün gerçeği görecekler ama insanoğlu için duyduğuna inanmak yeterlidir, okumak çok zor gelir.

Ben de o ana kadar en medeni ulus olarak İngilizleri görüyordum. Duydukları hiç hoşuma gitmeyince konuyu değiştirmek istedim.

OSMANLI’YI YIKMAK ZOR OLMADI

“Dünya ülkelerini nasıl ele geçirmeyi düşünüyorsunuz?” diye sordum. Rothschild kendimden emin bir tavırla konuşmayı sürdürdü.

Rothschild: Sana tarihten örnekler vererek gücümüzü göstermek istiyorum; Birinci Dünya Savaşı, Avrupa’da bize karşı olan imparatorlukları dağıtmak ve en önemlisi Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalayarak Ortadoğu’daki petrol yataklarını ele geçirmek ve İsrail devletinin yolunu açmak için çıkarılmıştı. İsrail devletinin kurucusu sayılan Theodor Herlz, o zamanki Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit’e giderek, bizim ailemizin desteğiyle Filistin topraklarını satın almak istedi. Fakat padişah bize karşı çıktı. Bizim için Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmak çok zor olmadı. Çünkü padişahlar genellikle Türk kadınları yerine, fethettikleri ülkelerden köle olarak getirdikleri başka din ve ırklara mensup kadınlarla evleniyorlardı. Tabii Hürem Sultan gibi bu kadınlar zamanla ülke yönetiminde söz sahibi oldular ve kendileri gibi yabancı kökenli adamlarıyla bizim istediğimiz gibi, ülkeyi yıkıma götüren bir şekilde yönetmeye başladılar.

Padişahlar ise devlet yönetiminin emin ellerde olduğu düşüncesiyle zevk ve sefaya dalmışlardı. Bu da Osmanlı’nın çöküş devrini başlattı. Mason örgütleri tarafından kışkırtılan insanların çıkardıkları isyanlarla topraklar kaybedilmeye başlandı. Hazine plansız harcamalarla tüketildi. Savaş sonunda hedefimize ulaşmamıza az kalmıştı; ama Atatürk adında bir lider ortaya çıkarak planlarımızı bir süreliğine ertelememize neden oldu. Tabii ki sonuçta bizim finans ve silah sanayi şirketlerimiz servetlerini onlarca kez katladılar. I. Dünya Savaşı sonunda Monarşizm tez olarak, Demokrasi antitez olarak, Komünizm’i yani sentezi oluşturdu.

 

HİTLER, BİZİM TARAFIMIZDAN GETİRİLDİ, ÇÜNKÜ BURADAKİ YAHUDİLER İSRAİL DEVLETİNİ KURMAYA YARDIMCI OLMADILAR

İkinci Dünya Savaşı’nın asıl sebebi şu an olduğu gibi dünyada başlayan ekonomik krizlerdi; diğer bir önemli neden ise Diaspora’nın yani kutsal topraklar dışında yaşayan Yahudilerin, yeni İsrail devletini kurmaya yardımcı olmamaları ve bu ülkeye dönmeyi kabul etmemeleriydi. Hitler’in bulunduğu mevkiye gelmesi ve Alman ulusunu büyülemesi, yine bizim tarafımızdan aldığı mali yardımlar sayesinde olmuştur. Harriman, Guaranty tröstü gibi Amerikan finans devleri, Alman çelik kralı Thyssen’ın mali yardımları ve Thule Örgütü’nün desteğiyle Hitler, dünya savaşı başlatacak güce erişiyordu. Bu iş için Hitler seçilmişti; çünkü Yahudilerden nefret ediyordu. Sebebi ise, babaannesi o zamanlar zengin bir Yahudinin yanında hizmetçi olarak çalışıyordu ve babaannesi bu Yahudi patronu tarafından hamile bırakılmış, durumdan haberdar olan evin hanımı tarafından evden kovulmuştu. Babaanne kucağında bir bebek ile, yani Hitler’in babasıyla, başka bir iş bulamayınca koyu Katolik olan baba evine geri dönmüştü. Hitler zamanla bu gerçeği öğrenmiş, Yahudilere kin duymaya başlamıştı. 

İsrail topraklarına dönmemekte ısrar eden Yahudileri korkutmak amacıyla birkaç katliama izin verildi ve söylenenden çok daha az kişinin öldüğü bu katliamlar kullanılarak sözde milyonların yok edildiği Yahudi katliamı senaryoları üretildi. Şimdi aynı katliam senaryosu Ermeni Soykırımı adı altında Türklere uygulanmaktadır. Bu saçma soykırım masalı Türklere yüklenecek ve böylece Türkiye yüz milyarlarca dolar tazminat ödemek zorunda kalacak. Bu da Türk ekonomisi için büyük bir darbe olacaktır.

ATOM BOMBASI, YAHUDİLERİN YAŞADIĞI ALMANYA’YA ATILAMAZDI, BU NEDENLE JAPONYA KIŞKIRTILDI

Almanlar’dan nefret eden o zaman ki Siyonist başkanımız Einstein’ın Amerikan Başkanı Roosevelt’e bir öneri mektubu göndermesiyle atom bombası çalışmaları Manhattan Projesi altında başlatılmış ve kısa sürede sonuç alınmıştı. Ama bir sorun vardı, bu bomba çok güçlüydü ve deneme yapılabilmesi için Amerika’nın halkın desteğiyle savaşa girmesi gerekiyordu. Ayrıca Alman şehirlerinde çok sayıda Yahudi yaşıyordu; bu ülkeye atom bombası atılamazdı. Japonlar kışkırtıldı ve daha önceden haber alınmasına rağmen, halkın duygularıyla oynanarak desteğinin kazanabilmesi için yüzlerce Amerikan askerinin ölmesiyle sonuçlanan Pearl Harbor baskınına göz yumulmuş ve bu sorun da aşılmış oluyordu.

 

İSRAİL DEVLETİ, ROTSCHILD AİLESİ’NİN CÖMERT MALİ DESTEĞİ İLE KURULDU

Ve böylece Büyük İsrail İmparatorluğu’nun temelini oluşturan İsrail Devleti 1948 yılında Rotschild Ailesi’nin cömert mali desteğiyle kuruldu. Ordo Ab Chaos yine işe yaramıştı. Bu arada savaşta iflas eden ülkelerin ekonomilerinin düzeltilmeleri için Harriman, Rockefeller, Vanderblit ve Rothschild finans kurumlarından aldıkları borç paralar devreye giriyordu.

SOVYETLER BİRLİĞİ’NE YETERİ KADAR ÜLKE TAHSİS EDİLMİŞ, MALİ DESTEK VERİLMİŞTİ

Sovyetler Birliği, Hegel Diyalektiği gereği bir karşıt güç yaratılması gerektiği için, Amerikan International Barnsdall Corporation şirketinin verdiği ekipman ve yine Amerikan W.A Harriman Company ve Guaranty Tröstü tarafından verilen mali desteklerle petrol kuyuları ve maden yatakları açarak, ekonomisini geliştirdi. Bu arada dünya ülkeleri komünizm ve kapitalizm arasında seçimlerini yapmaya başlamışlar; Sovyetler Birliği’ne kapitalizmi savunan bizlere karşı eşit bir güç oluşturması ve bu oyunun sürdürülebilmesi için yeteri kadar ülke tahsis edilmişti.

ÇİN, HENÜZ KONTROL EDEMEDİĞİMİZ BİR ÜLKE AMA ABD EKONOMİSİNE KATKISI BÜYÜK

Çin ise Amerikan Bechtel Corporation’ın verdiği teknoloji ve beyin gücüyle süper bir güç haline geldi. Bu ülke henüz kontrol edemediğimiz, dünyadaki tek ülke. Fakat Amerikan ekonomisine büyük katkıda bulunuyorlar; çünkü iş gücü çok ucuz, ayda 30 dolara çalışacak işçi bulmak bizim ülkelerimizde patronların en tatlı rüyası olurdu.

VİETNAM, KORE, KAMBOÇYA, TAYLAND, ENDONEZYA, AFGANİSTAN, İRAN-IRAK, YUGOSLAVYA SAVAŞ ENDÜSTRİSİ’NİN DENEME VE GELİŞMESİNE YARADI

Size dünyadan kısa örnekler vererek konuşmamıza devam edeceğim; Vietnam savaşında, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği silah endüstrileri, yeni imal ettiği silahları deneme fırsatı bulmuştu ve silah sanayisini canlandırmak için devlet, eskileri kullanarak elden çıkarmıştı. ‘Agent Orange’ adlı kimyasal silah ile bu zehirin bitkiler üzerinde ölümcül etkileri görülmüş oldu. Bir ülke ekonomisi batağa sürüklendi.

Kore savaşı ile bu ülke iyiye bölündü ve kalkınma hayalleri suya düştü. Böylece ülke ekonomisi tahrip edildi. Ayrıca bu ülkede mikrop bombaları ve dioksin gibi çeşitli zehirler ile biyolojik savaş denemeleri yapıldı.

Kamboçya’da Amerika ile ticaret yapmayı reddeden lider Sihanuk 1970 yılında bir darbe ile devrildi ve yerlerine ülkeyi kaosa sürükleyen Pol Pot ve Kızıl Kmerler geçirildi.

Tayland’da yine ülke yönetimi devrilerek yerine diktatörlük rejimi kuruldu. Ülke ekonomisi yıllarca bize çalıştı.

Endonezya devlet başkanı Suharto 1957-58 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nin verdiği silahlarla Doğu Timor’u işgal etti ve yıllarca sürecek bir kaos yarattı, binlerce insan öldü.

Afganistan savaşı Ruslara silah sanayisini geliştirmek için büyük fırsatlar sunmuştur. Biz de yeni üretilen silahların etkilerini deneyebilmek için büyük bir fırsat yakalamıştık. Ayrıca ülke çok zengin yer altı kaynaklarına sahiptir. Afganistan yönetimi şu anda tamamen bizim kontrolümüz altındadır.

İran-Irak savaşı Saddam’a büyük vaatler yapılarak başlatıldı. İlk iş olarak birbirlerinin petrol kuyularını ve tesislerini bombaladılar. Tabii sonunda petrol zengini bu iki bizlerden daha fazla silah satın alıp savaşı kazanabilmek için ülke ekonomilerini iflas ettirecek düzeye getirdiler. Sonuçta bütün şehirleri ve petrol tesisleri yine bizler tarafından yeniden kurulacaktı. Bu de yine bizlerden daha fazla borç almakla mümkün oluyordu.

Saddam dolduruşa getirilerek başlatılan 1990 yılındaki Körfez savaşı, ile ırak ekonomisi bir kez daha çökertildi; Kuveyt’i tekrar inşa etmek için milyarlarca dolarlık iş bağlantıları yapıldı; Amerikan askerleri bölgeye ilelebet yerleşti. Bu savaşta test amacıyla tüketilmiş uranyum bombaları kullanıldı. Bu bombalar, etkisi yıllarca sürecek radyoaktif maddeler yayarak bölgedeki yüz binlerce insanın, tabii bu arada bizim askerlerimizin de ölmesine yol açtı, hala da insanları öldürmeye devam ediyorlar.

1990 Yugoslav savaşında salkım bombaları kullanıldı. Bu teknoloji harikası bombalar yere yaklaştıklarında yüzlerce küçük bombalara ayrışıyorlar ve yere düştüklerinde hala patlamamış olanlar her zaman aktif birer bomba olarak kurbanlarını bekliyorlar.

Rotthschild konuşmasına “Bu ülkelerin şimdi tamamen bizim kontrolümüz altında olduğunu sanırım söylememe gerek yok” diyerek ara verdi. Onun kaldığı yerden Rockefeller devam etti.

 

ZAİRE, ÇAD, YEMEN, GUATEMALA, ŞİLİ, BREZİLYA, DOMİNİK, SOMALİ, PANAMA, EL SALVADOR, BOLİVYA, EKVATOR, PERU, URUGUAY, ANGOLA’DAKİ SAVAŞLAR VE DARBELER BİZİM PLANLARIMIZDI

Zaire devletinin başına CIA destekli bir darbe ile 1965 yılında geçen Mobutu, George Bush’un deyimiyle Afrika’daki en iyi adamımız oldu.

Çad Hükümeti 1982 yılında bir darbe ile devrildi ve yerine diktatör Hissen Harbe geçirildi. Bu geçiş sırasında on binlerce insan öldü.

Yemen 1990 yılına kadar iki ayrı devlet halinde uzun yıllar birbirleriyle savaştılar. Bizim şirketlerimiz zenginleşmeye devam ettiler.

Guatemala’da hükümet, komünist rejim tehlikesi bahane edilerek CIA yardımıyla 1953 yılında devrildi ve bugüne kadar bizim tayin ettiğimiz askeri hükümetlerle ülke sonsuz bir kargaşa içinde yönetilmektedir.

Şili’de General Pinochet, 1973 yılında iktidarı ele geçirerek, yıllarca bizim isteklerimiz doğrultusunda ülkeyi yönetti. Amerika Birleşik Devletleri’ne aktardığı milyarlarca dolarla ülke ekonomisi bataklığa sürüklendi. Ülke insanları sefalet içinde yüzerken, bizler daha zengin olduk.

Brezilya da komünizmden kurtarılan bir diğer ülkeydi. Ülke yönetimi 1964 yılında bir darbe ile devrildi, ülke Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney Amerika’daki en güvenilir müttefiklerinden biri oldu.

Dominik Cumhuriyeti, aynı şekilde 1963 yılında bir darbe ile bizim istediğimiz yöneticilere kavuştu. Ülkenin serveti bizlere aktı.

1990’lı yıllarda Kolombiya’da uyuşturucu ile mücadele etmek maskesi altında ülke yönetimi ele geçirildi. CIA bu ülkeden gelen uyuşturucu parasıyla dünyanın çeşitli ülkelerindeki operasyonlarını finanse ediyor.

Fiji, Grenada, Panama, Somali, El Salvador işgal edildi. Sarin, hardal gazı gibi sinir gazları halk üzerinde denendi. Yüz binlerce insan öldü ve hala ölmeye devam ediyor.

Bolivya, Gana, Ekvator, Haiti, Filipinler, Peru, Uruguay, Angola, Seyşel adaları gibi üçüncü dünya ülkelerinde yapılan darbeler ve karışıklıklar hep bizim planlarımızın bir parçasıydı.

 

BÜTÜN ÜLKE YÖNETİMLERİNİ KONTROL ALTINDA TUTUYORUZ, AKSİ HALDE TERÖR OLAYLARINI DEVREYE SOKUYORUZ

Avrupa ülkelerinde kurulan İtalya Gladio’su benzeri istihbarat örgütleri sayesinde, bütün ülke yönetimlerini kontrol altında tutmaktayız.

İstanbul’daki sinagoglara yapılan saldırılar ve Madrid’deki tren bombalama olayları, bu ülkelere bizim isteklerimizi görmezden geldiklerini hatırlatmak için yaptırıldı.

New York İkiz Kuleler, Pentagon saldırıları, Kenya ve Suudi Arabistan’daki bombalama olayları ise tamamen bizim planlarımız doğrultusunda icra edildiler.

Ben “dünyada el atmadıkları başka ülke kaldı mı acaba” diye düşünüyordum. Rockefeller böyle beni şaşkınlığa uğratmanın zevkiyle içkisini bir yudumda bitirerek sözlerini tamamladı;

 

DÜNYADA HİÇBİR YERDE MAFYA VE KAÇAKÇILIK OLAYLARI BİZİM İZNİMİZ OLMADAN YAPILAMAZ

“Bu arada, bütün organizasyonların çok yüksek olan maliyetleri konusu var. Onların kaynağı ise vergiden muaf olan vakıflarımızın topladığı bağışlardan ve mafya ile olan bağlantılarımız sayesinde finanse diliyor. Dünyanın hiçbir ülkesine mafya veya kaçakçılık faaliyetleri, o devletin haberi ve izni olmadan yapılamaz. Yapılması için, üst kademelerde işbirlikçilerin olması gerekir. Bu işbirlikçiler gözünü para hırsı bürümüş insanlar seçilir ve bir kere bu işlere bulaşıldı mı, bir daha çıkış yoktur. Dünyanın her yerinde tamamen bizim kontrolümüz altında çalışan mafya, özellikle uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile ilgilenir, çünkü en tatlı para bu alanlardadır. Bu paradan biz en büyük payı alırız ve bu parayla birlikte masum görünüşlü vakıflarımızın desteğiyle bütün bu faaliyetlerimiz finanse edilir ve buna işbirlikçilere dağıtılan para ve rüşvetler dahildir.

NEDEN KUZEY AMERİKA VE BATI AVRUPA VARLIKLI BİR YAŞAM SÜRER DÜNYADAKİ 5 MİLYAR İNSAN, BİZİM 1 MİLYAR İNSANIMIZ İÇİN ÇALIŞIR

Bu örnekler inanın bana sadece buzdağının dışarıdan görünen başı. Gördüğünüz gibi dünyanın her noktası kontrolümüz altında. Hegel Diyalektiği’nin amacımız doğrultusunda ne kadar çok işe yaradığını görüyorsunuz. Hiç düşündünüz mü, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkeleri vatandaşlarına rahat ve varlıklı yaşam olanakları sunarken, dünyanın diğer ülkelerinde neden sefalet ve bitmeyen bir kargaşa var? Çünkü bizim ırkımız seçilmiş ırktır, diğerleri sadece köledirler. Eğer yaşamak istiyorlarsa ömür boyu bize bu şekilde hizmet etmek zorundadırlar. Dünyadaki 5 milyar insanı bizim toplumlarımızdaki 1 milyar insan için çalışıyorlar. Bütün zenginlikleri bizim şirketlerimize ve dolayısıyla bizim ülkelerimize akıtılıyor. Biz gelişmiş ülkeler, her geçen gün daha da zenginleşirken, üçüncü dünya ülkeleri, ekonomileri çökertilmiş, halkı uydurma savaşlar ve olaylarla sefalete sürüklenmiş çaresiz bir halde; refah içinde yaşayan işbirlikçi yöneticileri ve zengin tabakaları bizim emirlerimizi bekliyorlar.

Bizimle işbirliği yapanlar, çok yakında yeni dünya hükümetinde kendi bölgelerini bizim idaremiz altında yönetecekler. Üçüncü sınıf ülkelerin halkları eğitim düzeylerine göre işçi olarak çalışacaklar, bizim gibi gelişmiş halklar da bunların üstünde bir hiyerarşi içinde yönetici olarak görev yapacaklar. Bu sınıfa giren ülke insanları için cumartesi günleri dışında bütün bayram ve tatil günleri kaldırılacak ve ancak karınlarını doyurabilecekleri bir maaş karşılığında, bütün yıl boyunca haftanın altı günü çalışacaklar. Bizim insanlarımız günün çok az bir kısmını çalışmaya ayıracak ve günün geri kalan kısmını zevk ve eğlenceyle geçirecekler.

İlk önce bütün bu anlatılanları çok büyük hayaller olarak görmüştüm; ama diğer ülkelerin durumu aklıma gelince gerçekleşme olasılıklarının olduğunu hesapladım. Gerçekten de çok az televizyon seyretmeme rağmen savaş ve ayaklanma haberleri gözüme çarpıyor, açlıktan ve sefaletten sürünen insanları seyrettiğimi hatırlıyorum. Ama ben medya adamıydım ve bütün bunların sebeplerini araştıracak zamanım yoktu…

32 views

« Onceki YazilarSonraki Yazilar »


     
           

|

 

Alexa Rank

Sitedeki haberler Ekonomistim.com a Aittir.Sitemizi belirterek - Kaynak Gostererek kullanabilirsiniz.. Sitemizde Yapilan Yorumlar Aciklama Niteligindedir.,Sitemizde bulunan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatiirim danismanligi kapsaminda degildir. Yatirim danismanligi hizmeti; araci kurumlarla yapilacak anlasmalar cercevesinde yatirim danismanligi firmalari tarafindan sunulmaktadir. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanlarin kisisel goruslerini icermektedir. Sadece Sitemizde bulunan yorum ve bilgilerle yatirim karari verilmesi piyasa sartlarinin esnekligi , Ekonomilerin Sosyal siyasal tum etkilere acik olmasi yatirimlarizda zarar etmenize neden olabilir.Bilgiler Kisisel gorus ve tahminler icerir.Sadece bu bilgilerle yatirim yapilmasi tavsiye edilmemektedir .Borsa-Ekonomi    Yorumlari Kesinlik icermemektedir.!! 

          Ekonomistim.com 2005 Istanbul-Turkey (BERSA Bilisim ve Ekonomi Hizmetleri)

                                           Copyright � 2005*2011 | WEBMASTER | | EKONOMiSTiM Turkiye | EKONOMiSTiM.COM