Yeni Sayfa 1

Türkiye ekonomisi

09 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori FİNANS

Yorum yap?n Payla?



Yılmaz, Denizli Sanayi Odası (DSO), Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ve Dünya Gazetesi iÅŸbirliÄŸiyle düzenlenen “Para Politikaları” konulu seminere katıldı.

Yılmaz’ın eÅŸi Düriye Yılmaz’ın da takip ettiÄŸi seminer, PAÜ İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi konferans salonunda yapıldı. Seminere Denizli Valisi Yavuz Erkmen, Belediye BaÅŸkanı Nihat Zeybekci, Denizli Ticaret Odası (DTO) BaÅŸkanı Necdet Özer, DSO BaÅŸkanı Müjdat Keçeci, PAÜ Rektörü Prof. Dr. Fazıl Necdet Ardıç, sivil toplum kuruluÅŸu baÅŸkanları, sanayiciler, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

Dünya Gazetesi BaÅŸyazarı Osman Aralot’un moderatörlüğünü yaptığı seminerde dünya ve Türkiye ekonomisi hakkında bir sunum yapan Merkez Bankası BaÅŸkanı Yılmaz ardından sanayicilerin sorularını cevaplandırdı. Küresel ekonomide 2009 yılının ikinci yarısında belirginleÅŸen toparlanma eÄŸiliminin, 2010′un ilk çeyreÄŸinde de devam ettiÄŸini ifade eden Yılmaz, “Bununla birlikte dünya ekonomilerinin son aylarda tekrar bir yavaÅŸlama sürecine girdiÄŸine iliÅŸkin sinyaller alınmaktadır. Finans kuruluÅŸlarının bilançolarındaki sorunların henüz çözümlenmemesi, krediye ulaşım imkanlarının sınırlı kalması ve iÅŸsizlik oranlarının yüksek seviyelerini koruması, iktisadi toparlanmanın gücünü zayıflatmaktadır.” dedi. Özellikle geliÅŸmiÅŸ ülkelerde uygulanan gevÅŸek maliye politikaları sonucunda hızla bütçe açıklarının arttığını anlatan Yılmaz, “Kamu borç stokları, gelecek yıllarda uzun vadeli faiz oranlarını arttırarak özel talebi olumsuz etkileyebilecek önemli bir risk unsurudur. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa BirliÄŸi’ne iliÅŸkin büyüme beklentilerinin görece düşük seyretmesi, diÄŸer talepler üzerinde belirgin bir risk oluÅŸturmaktadır. Avrupa ekonomilerindeki sorunların artmasını takiben yılın ikinci çeyreÄŸinde sipariÅŸ göstergelerindeki sınırlı düşüşler, talebe ek olarak iç talepteki toparlanma hızına iliÅŸkin aÅŸağı yönlü riskleri artırmıştır.” diye konuÅŸtu.

Ekonomik verilerin Türkiye ekonomisindeki toparlanmanın yavaÅŸ ve kademeli olacağını gösterdiÄŸini belirten DurmuÅŸ Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye, Asya ülkeleriyle birlikte 2010 yılının ilk çeyreÄŸinde en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer almıştır. 2010 yılının tamamında da dünyanın hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olması beklenmektedir. Son dönemde borç yükü yüksek ülkelerin risk primlerinde sert yükseliÅŸler gözlenmesine karşın Türkiye’nin risk primi, güçlü bankacılık sistemi ve düşük borçluluk oranının verdiÄŸi destekle göreli olarak istikrarlı seyrini korumuÅŸtur. Türkiye’de kamu kaynaklarının finans kesimine aktarılmasına gerek duyulmaması, reel sektörü desteklemek amacıyla ve kamu borç stokunda aşırı artışa neden olmadan dengeleyici bir maliye politikası uygulanmasına imkan vermiÅŸtir.”

İç talebin istikrarlı seyrine raÄŸmen son dönemde iktisadi faaliyetteki toparlanmanın hızına iliÅŸkin belirsizliklerin arttığının görüldüğünü kaydeden Yılmaz, ÅŸunları kaydetti: “Birçok Avrupa ülkesinde kamu borçlarının sürdürülebilirliÄŸine dair kaygıların artması, özellikle en büyük dış ticaret pazarımız olan Avrupa bölgesindeki toparlanmaya dair aÅŸağı yönlü riskleri arttırmaktadır. ?Bu süreçte avronun belirgin olarak deÄŸer kaybetmesi, diÄŸer pazarlarda rekabet gücünü olumsuz etkileyebilecek ek bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca bütün bu geliÅŸmeler, beklenti kanalıyla iç talebi de olumsuz etkileme potansiyeli taşımaktadır. ?Bu aÅŸamada para politikasının durumunu deÄŸiÅŸtirmek için erken olduÄŸu düşünülmekle beraber, önümüzdeki dönemde küresel ekonomiye iliÅŸkin sorunların yurt içi iktisadi faaliyet üzerindeki etkileri dikkatle takip edilmektedir.”

Merkez Bankası BaÅŸkanı, sunumun ardında sanayicilerin sorularını cevaplandırdı. Birkaç ayki önceki konuÅŸmasında krizden çıkış hakkında, “Tünel ucunda görünen ışık” benzetmesinin sorulması üzerine, “Tünelden çıktık ama hava tamamen güneÅŸli deÄŸil, bulutlu. Bizimle deÄŸil, asıl yurt dışındaki kamu maliyesiyle ilgili geliÅŸmeler, orada alınacak tedbirler var. Onun bize gerek dış ticarette gerekse beklentilerde kredi anlamında yansımaları önemli.” dedi.

Merkez Bankası’nın faiz indirimleri sonucunda, istikrarlı bir biçimde reel piyasa faizlerinin azaldığına iÅŸaret eden Yılmaz, “Türkiye’de kriz sonrası faizlerin, öncesine göre daha düşük seviyelerde kalabilmesi, kamuda ekonomi yönetimi ve iÅŸ alemi için bir testtir. Uzun süreler çok yüksek faizlerle yaÅŸadık, Bugün bir fırsat yakaladık. İnÅŸallah elbirliÄŸiyle görüntüyü, beklentileri bozmadan ve yanlış kararlar almadan, gerek bütçe gerek para politikası tarafından, ekonomik teÅŸvikler açısından sürdürürüz. Biz de diÄŸer ülkeler gibi düşük faiz ortamında yüksek büyümeyi saÄŸlayan ülkelerden oluruz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

‘ENFLASYON HEDEFE YAKIN ÇIKACAK’

Bundan sonra Merkez Bankası’nın politika faiz oranının, piyasadan borç alınan faiz oranı olmayacağını bildiren DurmuÅŸ Yılmaz, bir haftalık repo faiz oranıyla yapılacağını anlattı. Yılmaz, “Bir haftalık repo faiz oranı, ÅŸu anda 7′dir. Bu, politika faiz oranı olacak. Bundan sonra faiz oranlarında herhangi bir indirim veya arttırım bunun üzerine yapılacak.” dedi.

Yıl sonunda enflasyonun, hükümetle birlikte öngördükleri hedefin üzerinde ancak hedefe yakın bir yerde oluÅŸacağını tahmin ettiklerini vurguladı. Merkez Bankası’nın toplumun genel refah fonksiyonu dışında kendi başına bir fonksiyonu olması mümkün olmadığını dile getiren Yılmaz, sözlerini söyle sürdürdü: “Biz büyüme olmazsa, istihdam olmazsa, mal üretilmezse, hizmet üretilmezse hangi malın istikrarını saÄŸlayacağız? Fiyat istikrarı, baÅŸlı başına amaç deÄŸil, bir araçtır. Nihai amaç büyümedir, üretimdir, iÅŸtir, aÅŸtır.”

Yılmaz, sanayicilerin, kurların düşük tutulması için Merkez Bankası’nın daha fazla döviz almasına yönelik isteklerine karşılık da ÅŸunları söyledi: “Günlük alım miktarımız 30 milyondan 150 milyon dolara çıksa, kurun sizin isteÄŸiniz gibi deÄŸerinin kaybedeceÄŸi, Türkiye’nin kur açısından daha rekabetçi hale geleceÄŸinin garantisi yok. GeçmiÅŸ deneyimlerimiz bize ÅŸunu gösterdi ki biz döviz alımına baÅŸladığımız zaman, rezerv seviyelerimiz yükseliyor. Yükselince dışarıdaki yatırımcı, ‘Türkiye’nin ödeme gücü var. Türkiye’de risk yoktur.’ diyor ve daha fazla para geliyor. Kur daha da aÅŸağıya iniyor. 2006′da müdahale ettiÄŸimizde, 1,5 saat içinde 5,5 milyar dolar aldık ve kur da 1 kuruÅŸ yukarıya çıktı, öeden sonra 2 kuruÅŸ indi. Åžu anda döviz arz ve talebine baktığımızda, uluslararası piyasalarda arz, zannettiÄŸiniz kadar bol deÄŸil. Her an için 2008 yılındaki gibi Lehman Brothers’ın iflası sonrası yaÅŸadığımız sorunlarla karşı karşıya gelebiliriz. Bizim ÅŸu anda yaptığımız deÄŸerlendirmelere göre uluslararası döviz piyasaları son derece kırılgan. O nedenle sürdürülemeyecek geçici birtakım uygulamaları devreye almakta acele etmemeliyiz.”

DurmuÅŸ Yılmaz, kendilerine göre Türkiye’nin dalgalı kur rejiminden vazgeçmesinin yanlış olacağını da ÅŸu sözlerle savundu: “Bize göre Türkiye, tercihlerini deÄŸiÅŸtirmemeli. Dalgalı kur, bütün ÅŸokları emen bir rejim. Sabit kurda olsaydık, bu dalgalarda rezervlerimizi sıfırlardık.”

Popularity: 2% [?]

1.025 views

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar

Yorumlarinizda resminizin gozukmesi icin, gravatar a abone olun!





     
           

|

 

5846 sayili kanun geregi icerigin izinsiz kullanilmasi suctur.Kaynak Gostererek kullanabilirsiniz.. Sitemizde Yapilan Yorumlar Aciklama Niteligindedir.Borsa-Ekonomi    Yorumlari Kesinlikicermemektedir.!! 

          Ekonomistim.com 2005 Istanbul-Turkey (ErSaBer Bilisim ve Ekonomi Hizmetleri)

                                           Copyright � 2005*2011 | WEBMASTER | | EKONOMiSTiM Turkiye | EKONOMiSTiM.COM